Kayıtlar

2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kar yağıyor..Ya tutarsa...

      Kapıdan çıkmak üzere iken farkettim..Kar...       Yılın ilk karı..       Üzerine sayfalarca kağıt karaladığım..Sıcak şarapla seyretmeye bayıldığım.Kristallerinde binlerce tatlı ,binlerce acı taşıyan anı ve düşünceleri taşıyan ilk kar..       Gündüzü gül bahçesini çağırır yanıma , ben giderim o gelemez de..Botanik el sallar gel diye yeniden.. Daha tutmadı..       Gecenin içinde önce yavaştan başlayıp beyaza boyayacak her yeri..       içimde ki sıcak şarap kaynama noktasında olacak..       Bir ağacın dibinde çok eskilerden bir şarkı hafiften çalmaya başlayacak beynimin içinde..       Geceyle tipilemek üzere olan karı itekleyerek ,kirpiklerimi kurşunlayan direnişine aldırmadan yürüyeceğim..       Sana gelmeyeceğim bu gece yine.. Yarında büyük ihtimalle..       Her kar yağdığında perdenin aralığından bakar beni gözlersin yaa..Be...

Sensizliğin başladığı o sabah...

        Yıllar önce bu sabahtı seni sen gibi son görüşüm..         Gece ben uyuyamamıştım..Sende ..Bir iki kere kapını aralamış sana bakmıştım..Durgun sakin yüreğinle , acılarınla boğuşarak kısık sesli müzik dinliyordun..          Acıların çok büyükmüş ...Sen dayanıyordun ya ben anlamamıştım..Hayatında bir şeylerin epeydir yolunda gitmediğini biliyordun..          Bizde biliyorduk..Annemin o derin bilgisiyle seni dakika dakika kaybettiğini bilerek , dövünmeden çırpınırcasına etrafında yuvasına saldırılmış kuş gibi dönüşü ondandı..          Babamın ve sırlarımızın , acılarımızın ,sevgilerimizin , hüzünlerimizin ayrı ayrı birlikte ortağı ablacığının  sen konu olunca sakinliğini kaybedip çıldırması ,isyanı ondandı..          Traş oluyordun..Nasıl olduğunu sorduğumda boynunu büküp hiç sesini çıkartamadan durumunu anlatan bir bakışla bakmı...

Gecenin sohbeti...

      Gece yarılarından konu açarım hep..       Sessizliği ,karanlığı ,kasveti sevdiğimden herhalde..       Müzik başka bir tonda çalıyor..Ya da bana öyle geliyor bilemem..Kahvenin tadı başka..Fotoğraflar daha parlak..Anılar daha puslu..Resimlerde ki ağaçlar daha yeşil..Sözler daha yumuşak ..       Başım hafiften günden yorulmuş..Omuzlarım düşmüş..Beynim çalışma güdüsünü kaybetmiş..Hayatın ne kadar ıslatılmış ,paslanmış işleri varsa sabaha kadar yok..Gecenin sesleri ne kadar güçlü çıkar bilirsiniz..Radyo kısılmış..       Her zamanki misafirlerim kapıdan itiş kakış girmişler bile..Yer kapışması yapıyorlar..Sohbeti koyulaştırmak için can atıyorlar..       Önce dünya..Nasıl dönüyor ? dan başlayıp ,kim döndürüyor ?, kimin için dönüyor ? a kadar gidiyoruz..       Bugünlerde ne oluyor ? Güneş mi tutulmuş ? Kim tutmuş ? Nerede tutulmuş ?       Kim kimi yenmiş ? Ö...
google-site-verification: googled2039f52dd88b0dc.html

Nasıl algılar,nasıl algılanırsınız..??

Bazen bir konuşmada ,bir söyleşi sırasında bir cümle edersiniz ki... Bir sitem , bir duygu ,bir düşünceniz olabilir ..Bugüne kadar defalarca söylediğiniz fikirlerinizden biridir..Siz hep öyle durmuşsunuzdur.. Yadırgarsınız..Şaşarsınız.. O anda söylemediklerinizle ilişkilendirilirsiniz.. Onu demek istemedim..Bununla ne alakası var..? Dersiniz ..Demezsiniz.. Karşınızda ki insanların sizi çok iyi tanıdığından eminsinizdir..Ama sizi tanımadıkları da ortadadır.. O zaman , o gece düşünürsünüz.. Kimliğinizin ,düşüncelerinizin ya o gün ,ya da öncesinde yanlış anlaşıldığını görürsünüz.. Sizi siz yapan budur.. Ne söylüyorsunuz ,ne algılatıyorsunuz..? Aynı şey sizin içinde geçerlidir.. Sizde algılarınızda yanılıyor olabilirsiniz.. Düşünün yaşamda olmak istediğiniz yer neresi? Nerede görünüyorsunuz.. Ne diyorsunuz..? Ne anlatı...
google-site-verification: googled2039f52dd88b0dc.html googlef1e5d2a03cb66139.html

Orkun ve Zeynep evleniyorlar...

           İnsanların kıymetli günleri vardır.Kazandıkları , kaybettikleri , hafızalarında yer almış ,alacak bir dolu gün..Bazı günler çok değerlidir..Bazı günler unutulmaya adaydır daha baştan..Ama hepsi hafızanızın bir yerinde durur uzunca bir süre..           Evlenme böyle günlerden biridir...           Birlikte olmanın başlangıcı ,birlikte olduğunuzda yaşadıklarınızla ilgili günlerde değerlidir..Unutulmaz..           Ama evlenme ve evlilik başka bir şeydir..           İçinde aidiyet seslenmesi taşır..Aidiyetin ilan edilmesi evlenmedir..           Artık bu zamandan sonra yaşadığınız her anın bir ortağı vardır..Ve sizde eşinizin yaşadığı her anın bir ortağı olursunuz..Bu çok önemlidir..           Bu hayatta neden vaz geçerseniz bir parçada eşinizin hakkı vardır..Ne edinirseniz eşinizin bir hakkı vardır...

İyi uykular 12 eylül...

           Telefon sesiyle uyanıp,televizyonu açıp,ne dediğini çok sonraları anlayacağımız bir haberi dinleyip,o habere o anki yorumunuzu koyup oturup otuz iki yıl o yorumun o anda o kadar yakın yapılabilirliğini görüp susmak...            O zaman yorumun bizi buraya getireceğini bilmek..Bir şey yapamamak..            Bugün bu ruh halini yaşayan binlerce insan var..            12 eylül yargılanıyormuş..            ABD hala orda..            Şimdi bile suyuna giden çoğunluğumuz var..Şimdi bile inşa halinde bir ortadoğu,şimdi bile mühendisliği bitmemiş dolar,petrol,gaz yolları planları var..            Ve şimdi bile bu planları kendileri yapıyor sanan siyasetçi ve bürokratlar var..            Bu yalnızca iktidarın işi sanmayın..     ...

Aklınıza gelirde sorarsınız diye..

        Hiç bir çikolata renkli arkadaşınızın rengi ben sormadan aklınıza geldi mi?         Hayır...         Hiç bir bankada,su parası kuyruğunda ,oturmuş bir vatandaşı renginden dolayı kaldırma düşüncesi kafanızdan geçti mi?         Biliyorum..Böyle binlerce soruma da hayır diyeceksiniz..         Biz ırkçılığı bilmeyiz..Çünkü öğrenmedik..Renklerinden ,giyinişlerinden ya da doğdukları yerle ilgili bir ayırmamız olmadı,olmaz da..        Ama fikir konusunda ırkçılığı bize sor..Bizim ak dediğimize kim biraz değişik bir şey söylerse hemen kara dedi damgasını yapıştırırız..       Kimsenin ak dediğini de bize tıpatıp benzemezse kabul etmeyiz onu kara dedi diyerek dışlarız..       Anlaşamayız..Anlaşmayı bilmeyiz..Anlaşmak için konuşmak gerektiğini de..       Bizim bu ırkçılığımızı kimse anlamaz,kimse çözemez de...   ...

Ben seni tanımaktan çok mutluyum..

            Tanıdığımda en aykırı soruların sahibi olacağı izlenimim yoktu..             Öyle gelmemişti.             Yıllar sonra dostluğumuz gelişip ,büyüdükçe ,hayatımda bir yer almaya başladıkça fark ettim ki , o benim kendime soramadığım soruları hiç de öyle önemli değilmiş gibi soruyor,fikrimin ince gülüne büyük darbeleri küçük küçük indiriyordu..             Bu dostluğun en güzel taraflarından birisi de bakılmayacak yerlere bakıyor, göremediğim yerleri görüyor,gösteriyordu.             Baktığı yer çoğu zaman sizin baktığınız yerin çok uzağında,bir başka açıdan.             Bu insanı her yaşta biraz daha büyütür..             Eee,,, o kadar büyümediysem de beni bir kaç yaşta o büyüttü fazladan..             Onunla yapmakta olduğum sohbetl...

Bu da böyle bir gün....

  Yolun yarısını epey geçmiş olduğumu biliyorum.   Yolun yarısına kadar yol inişti.Kolaydı yürümesi.O kadar hızlı yürüyüp yolun yarısına gelince bir nefes almak için duruldum.   Ve son yirmi yıl.Yokuş yukarı ve gittikçe dikleşiyor.Yardım almama rağmen artık iyice yavaşladım.   Eskiden almadığım hazları alıyorum,yoluma çıkan her şeye bakıyorum ,nefes almak amacıyla beni yavaşlatan herşeyle ilgileniyorum..   Kaybettiklerimin özlemleri benle daha yakın.Onları daha çok yaşıyorum.Sevgi çiçeklerinin hepsini toplamaya çalışıyorum.İyice derinden kokluyorum..   Ve dostların hepsiyle daha dik yokuşlardan önce birliktelik istiyorum.   Geçmişi sadece güzellikleriyle yanımda taşımayı öğrenmeğe çalışıyorum.Son zamanlarda bilmediğim çok şey gibi onuda öğreneceğimi düşünüyorum.   Yolun ilk yarısında gördüğüm rüyalarımı özledim.   O rüyalardaki olması gerekenleri..   Bir gece yarısında uyandıracaklar,o rüyalarımdaki yerde olduğumu görecekmişim g...

Onun anısına....

   Onu öldüğü günden daha çok ,doğduğu gün anmayı severiz.Bütün arkadaşları.. Benim annemdi.. Benim arkadaşımdı.. O arkadaşlarımın da ,dostlarımın da arkadaşı,dostu ,teyzesi,ablası ,annesi,akıl hocası,sırdaşı oldu.. Tanıdığım ,tanımadığım bir dolu kişi için böyleydi..  Babamın söylediği gibi vici hepimizin vici siydi..  Anıları tazeleyip kimseyi yönlendirmek istemem. Çünki onunla hep özel anıları olmuştur.Benim anılarımın özelliği bende,sizinkiler sizde kalsın.  O sıcacık kokusunu çok özledim.  Gece yarıları sohbetlerini..  Yangılı yüreğimin onun tarafından soğutulan cızırtılarını...  Sevgilere verdiği inanılmaz tanımları..  İyi ki doğdun.İyi ki bizi var ettin..  Herşeyinle teşekkürler....  Huysuz ve tatlı kadın....  Güzel insan..  Vicdan...  Vici vici sultan..  Vicdan Abla...  Anammmm...

Kıpkırmızı Bir Gece Olacaksın...

Kıpkırmızı bir gece Olacaksın... Yağacaksın rüyasız gecemin hayallerine. Zamanın geriye gittiğine.. Sana kavuşacağıma inandıracaksın yeniden.. Bir bulut olup elimin ulaşamayacağı bir yüksekliğe yerleşeceksin. Hep oradan çağıracaksın. Gel diye çağıracağım seni Gelmeyeceksin Git diyeceğim duymayacaksın.

Çocukluğum..

  Sabahlara kadar uyuyamazdım.Köpek seslerini duyardım bazen uzak ,bazen çok yakından.Ayak seslerini dinlerdim yakından geçen.Sabaha yakın ortalık ağarmağa yakın gözlerim hafiften kapanır gibi olur ,silkelenirdim, uyandırırdım kendimi.   Sabahın ilk ışıklarıyla sensizliğimin acısı biraz hafifler,çiğ olur yağardın otların üstüne,bulut olur kızarırdın gökyüzünde.   Geceyarılarından sabah etmeyi seninle öğrendim.Geceyi gündüze katmayı ,yıldızları kovalamayı , okuduğum herşeyi tekrar okumayı , sabretmeyi ,okuyamadığın okumadığın binlerce mektup yazmayı ,şiirlerde adını saklandığı yerde olmadığı halde bulmayı sende öğrendim.   Şimdi sabahın yakın olduğu zamanlarda o günlerin alışkanlığı oturup yine yazıyorum.   Belki bir 23 Nisan sabahında benim okul kapısında beklediğim gibi beni bekliyor olursun .      Kaybolduğun gibi birden ortaya çıkıverirsin.   Kaybettiğim çocukluğum seni heryerde arıyorum.

Yıllar Sonra Bir Gün..

  '' Yıllar sonra bir gün,, diye başlayan bir şiir sizi gecenin bir yarısında uyandıracak.,      Sıcak bakan bir göz bulabilmek umudu ile etrafınıza göz gezdirerek yatağınızdan çıkacaksınız..      Kulağınız eski bir şarkı arayacak ..      Bir müzik fısıltısına kulak kabartacaksınız..      Yıllar öncesinden kalmış ..       Hala gençliğinde duran o fotoğrafımsı anı belleğiniz getirecek gözünüze..       Ve hala o sıcaklığı duyacak yüreğiniz..       Gözleri ıslak..       Saçları dağınık ..       Hatırlayacaksınız..       Hala unutmamışsınız..Gülümseme oturacak dudaklarınıza..      Sonbahar değilse bile bir kuru yaprağın savrulmasını bekleyeceksiniz evinizin penceresinde..      Ayrı dünyalara düşmüş olmanın hüznü saracak sizi..      Gözünüz dayanamıyacak yine..      ...

Küçük Prens ve gülü..

   Böyle bir bahar sabahı nasılsa eski günlere uzanarak çıkmıştın karşıma..Hafiften yanına yaklaşıp merhaba demiştim yine içten..Sen hayretine bakışlarını katmıştın..Merhaba...    Her zamanki gibi soğuktu merhaban...Ben yine yanmıştım..O soluk teninde bir kırmızılık çıkmıştı ortaya..Sen yine saklanıyordun ..Gördüm çık..    Yine yakalanmıştın..Gözlerini kaçırdın..Rüzgara verdin kendini..Hafif bir sallanış...     Ben gezegenimin gülünü böyle görmüştüm yıllar önce..     Hoş geldin bahar...Hoş geldin bahar çiçekleri..     Acaba nasıl şimdi gülüm ?..Koyun yedimi acaba onu ?..Ya da bir rüzgardan kıskanılıp kurudu mu ?     Her bahar böyle düşünürmüydü KÜÇÜK PRENS..?    

GEL ....

Bir yağmur ol gel .. Damlaları sen dolu olsun, Susuzluğumu gidersin yıllarım.. Bir akşam güneşinin kızıllığı ol gel. Gözlerimi kıpkırmızı yapsın, Ağlamanın ötesinde bir kızıllık yaşasın gözlerim .. Bir anı ol gel.. Gecelerimin işkencesinde açsın gözlerini, Uyanmaktan korkmasın yüreğim.. Bir ses ol gel.. Zindanların en derininde duyulan, Fısıltısında uyumayı öğrensin düşlerim... Bir ağrı ol gel.. Belimde hissedeyim kırılan zincirlerin şakırtısında , Kırılmasın dik durmayı öğrensin onurum.. Bir rüzgar ol gel.. Düşmanımın kılıcında uzanan ölümün sessizliğinde, Bağrını serinliğine açsın ölümüm.. Ali Şahin AYDIN..  

ÇOK YAŞA......

   Sabahları güneşi görene dek uyanamam. Güneşi gördüğümde defalarca hapşırırım.Adet işte.!! İnsan hapşırınca saniyenin bilmem kaçta kaçı kadar bir zaman bütün organları dururmuş.Beyin ölümünde bile durmayan organlarımız olduğuna göre bu duruş ciddi..    Bu yüzden insanlar hapşırdığında onlara çok yaşa deriz.Bilerek ya da bilmeden söyleriz .Çok yaşa...    O yüzden öyle bir duygudur bu hapşırmak.Bir an için herşey durur.En iyi yaşayanlarımızın bile çok kısa bir zaman diliminde mutlu olduğunu düşünürsek.Açık kapalı yaralarınızın acısı ,kaşıntısı,beyninizin izin verip vermediği bütün sıkıntılar her şey yok..    Geçmişin çok derinliklerinde ağzım burnum yaralı , arkadaşlarım gelmiş .O gün en komik ne varsa yanlarına almışlar ,ceplerini doldurmuşlar.Ortalığa döküyorlar bütün muzurlukları gülüyoruz.Hem de öyle böyle değil , güldükçe  gülüyoruz.Gülünce benim yaralarım kanıyor , canım yanıyor. Gülmenin de insanın yaralarını acıttığını o gün ö...

KÜFEMİN İÇİNDEKİLER

      Aradan yıllar geçti.Her zaman sırtımda taşıdığım küfemi kucağıma aldım yeniden.Kamburum çıktı.Batıyor artık herşey. Küfemin en dip yerlerinde çürümeye yüz tutmuş ama hala biraz nemli ilk yüklerime baktığımda,taze kır çiçeklerinden oluşmuş demetler dolusu artık hatırlanmayacak kadar verilmiş sözler,bakışlar ve yürekler dolusu laf kalabalığı..      Böyleydi o zamanlar herşey güzeldi .Bütün sözler ,duruşlar balkabağından yapılmış yük arabalarıma doluşurdu. Sonra küfeme yerleştirdim onları.Güllere benzeyen anılar kurudu önce,bakışlar parlaklığını kaybetti karanfiller gibi ,sözler değişti ıslandı kır çiçeklerine benzeyerek suyu çıktı sırtımı ıslatarak.    Küfenin kendisi de bıraktı dik durmayı,yamruldu ,yumruldu hayatın tekmelerinden.Güllerin dikenleri her kar yağışında ,her yağmurda,her ıslıklı rüzgarda ,her otobüste,her şehirler arası yolculukta kendini hatırlatarak battı sırtıma.Zevk aldım .Balkabağını taşıyan hayvanların kamçı zevki gibi ze...

Kendine iyi bak

     Tanıdığımda bir üniversitenin mühendislik fakültesinin maden bölümünde okuyordu.Çok yakın olmasa bile iyi bir arkadaşlığımız ,çok sayıda ortak yakın arkadaşlarımız vardı.Zor günlerin yaşandığı o günler.Onunla bekar evlerinde bir kaç gece dostlarla birlikte olduğumuz ,aynı odaları paylaştığımız ,yurtlarda aynı odalarda yattığımız günler olmuştu.     Bir gece gittikleri  bir bekar evinde tanıdıkları bir arkadaşlarının onların isimlerini vermesi sonucu içeri alındıklarını duyduk .Sonra uzaktan haberler , karakoldalar,emniyetteler , mamaktalar  vs.. son...     Pek konuşulmazdı gidenler hakkında ,unutulmazlardı ama konuşulmazdı.Gammazcı çoktu aramızda ,hemen sende gidiverirdin ,götürüverirlerdi.     Yıllar sonra karşılaştık iyi bir hoşbeş için bir lokalin kıyıda köşede kalmış bir masasında  anlattı.      Bir kaç yıl olmuştu çıkalı ,daha evlenmemişti anlattığında.Şimdi boyu kadar çocukları var.     ...

Herkesin teğetleri vardır.

    Bir öğleden sonradır.Gezmek için vaktiniz olmaz ya,vardır.Bir yerlerde oturmaya bile gönüllenmişsinizdir. Eski bir okul arkadaşınıza rastlarsınız.Yıllarınız aynı sırada  ya da arkalı önlü yakın geçmiştir.Konuşmaya başlarsınız oradan,şuradan,buradan.     Derken o günler konuşulmaya başlanır.Önce sınıfın, okulun bilindik simaları konu olur. Sonra o bir isim söyler siz hatırlamazsınız,siz söylersiniz o hatırlamaz.      Israr etmeğe başlarsınız hatırlatmak için üstündekileri bile söylersiniz,kazak renklerini,gömlekleri,çantaları,ne yediğini, nerede oturduğunu filan.Yok,hatırlamaz.      Onun söylediklerini de siz hatırlamazsınız.      O tanıyamadığınızla ilgili bir dolu hikaye,anı anlatır.Yok,öyle biri yok kafanızda.      Eve gelince varsa resimleri çıkartırsınız dolaptan.      Anlattığına benzer bir kişi omuzunuzun üstünden size bakıyor.Ya da kalabalık bir fotoğrafta sizin dur...

Bu gün çok güzel bir gün

   Sabah kalktım kar yağıyor.Karın hep yaptığı gibi Ankara' yı dağıtacağı bir gün olacak belli.Dışarı çıkar çıkmaz ortalığın nasıl karıştığını anlıyorum.Merdivenleri nefes nefese çıkıyoruz.Cadde ana baba günü.    Ankara eskiden böyle olmazdı.Kargaşa olurdu da ,böyle hunharca hareketlerle insanların birbirini kırması olmazdı.Öndeki aracın sürücüsünü sizle aynı zekada biri olarak görürdü çoğu kimse,herkesi aptal  değil. İnsanlar bir sevecenlik taşırlardı.Yanlarında,ceplerinde bol miktarda hoşgörü vardı.Hep bolca dağıtırlardı. Ufak tefek hatalar görülmezdi.Beyefendiler,hanım efendiler çoğunluktaydı.Çocukluğumuzda kızak yoktu.Merdivene binerdik.Ailecek kayardık merdivenle.Kar yağdığı zaman büyüklerde çocuklaşırdı.Evde durmazdı kimse.   Yüksek yerlere araçlar çıkamazdı.Kızılay'dan,Ulus'tan, işyerlerinden,okuldan herkes yürürdü evlere. Yürürken çoğu kez bir şarkı,bir türkü mırıldanırlardı.İçlerinden söylediklerini sanırlardı ama siz duyardınız yanlarınd...