Kayıtlar

Bu da böyle bir gün....

  Yolun yarısını epey geçmiş olduğumu biliyorum.   Yolun yarısına kadar yol inişti.Kolaydı yürümesi.O kadar hızlı yürüyüp yolun yarısına gelince bir nefes almak için duruldum.   Ve son yirmi yıl.Yokuş yukarı ve gittikçe dikleşiyor.Yardım almama rağmen artık iyice yavaşladım.   Eskiden almadığım hazları alıyorum,yoluma çıkan her şeye bakıyorum ,nefes almak amacıyla beni yavaşlatan herşeyle ilgileniyorum..   Kaybettiklerimin özlemleri benle daha yakın.Onları daha çok yaşıyorum.Sevgi çiçeklerinin hepsini toplamaya çalışıyorum.İyice derinden kokluyorum..   Ve dostların hepsiyle daha dik yokuşlardan önce birliktelik istiyorum.   Geçmişi sadece güzellikleriyle yanımda taşımayı öğrenmeğe çalışıyorum.Son zamanlarda bilmediğim çok şey gibi onuda öğreneceğimi düşünüyorum.   Yolun ilk yarısında gördüğüm rüyalarımı özledim.   O rüyalardaki olması gerekenleri..   Bir gece yarısında uyandıracaklar,o rüyalarımdaki yerde olduğumu görecekmişim g...

Onun anısına....

   Onu öldüğü günden daha çok ,doğduğu gün anmayı severiz.Bütün arkadaşları.. Benim annemdi.. Benim arkadaşımdı.. O arkadaşlarımın da ,dostlarımın da arkadaşı,dostu ,teyzesi,ablası ,annesi,akıl hocası,sırdaşı oldu.. Tanıdığım ,tanımadığım bir dolu kişi için böyleydi..  Babamın söylediği gibi vici hepimizin vici siydi..  Anıları tazeleyip kimseyi yönlendirmek istemem. Çünki onunla hep özel anıları olmuştur.Benim anılarımın özelliği bende,sizinkiler sizde kalsın.  O sıcacık kokusunu çok özledim.  Gece yarıları sohbetlerini..  Yangılı yüreğimin onun tarafından soğutulan cızırtılarını...  Sevgilere verdiği inanılmaz tanımları..  İyi ki doğdun.İyi ki bizi var ettin..  Herşeyinle teşekkürler....  Huysuz ve tatlı kadın....  Güzel insan..  Vicdan...  Vici vici sultan..  Vicdan Abla...  Anammmm...

Kıpkırmızı Bir Gece Olacaksın...

Kıpkırmızı bir gece Olacaksın... Yağacaksın rüyasız gecemin hayallerine. Zamanın geriye gittiğine.. Sana kavuşacağıma inandıracaksın yeniden.. Bir bulut olup elimin ulaşamayacağı bir yüksekliğe yerleşeceksin. Hep oradan çağıracaksın. Gel diye çağıracağım seni Gelmeyeceksin Git diyeceğim duymayacaksın.

Çocukluğum..

  Sabahlara kadar uyuyamazdım.Köpek seslerini duyardım bazen uzak ,bazen çok yakından.Ayak seslerini dinlerdim yakından geçen.Sabaha yakın ortalık ağarmağa yakın gözlerim hafiften kapanır gibi olur ,silkelenirdim, uyandırırdım kendimi.   Sabahın ilk ışıklarıyla sensizliğimin acısı biraz hafifler,çiğ olur yağardın otların üstüne,bulut olur kızarırdın gökyüzünde.   Geceyarılarından sabah etmeyi seninle öğrendim.Geceyi gündüze katmayı ,yıldızları kovalamayı , okuduğum herşeyi tekrar okumayı , sabretmeyi ,okuyamadığın okumadığın binlerce mektup yazmayı ,şiirlerde adını saklandığı yerde olmadığı halde bulmayı sende öğrendim.   Şimdi sabahın yakın olduğu zamanlarda o günlerin alışkanlığı oturup yine yazıyorum.   Belki bir 23 Nisan sabahında benim okul kapısında beklediğim gibi beni bekliyor olursun .      Kaybolduğun gibi birden ortaya çıkıverirsin.   Kaybettiğim çocukluğum seni heryerde arıyorum.

Yıllar Sonra Bir Gün..

  '' Yıllar sonra bir gün,, diye başlayan bir şiir sizi gecenin bir yarısında uyandıracak.,      Sıcak bakan bir göz bulabilmek umudu ile etrafınıza göz gezdirerek yatağınızdan çıkacaksınız..      Kulağınız eski bir şarkı arayacak ..      Bir müzik fısıltısına kulak kabartacaksınız..      Yıllar öncesinden kalmış ..       Hala gençliğinde duran o fotoğrafımsı anı belleğiniz getirecek gözünüze..       Ve hala o sıcaklığı duyacak yüreğiniz..       Gözleri ıslak..       Saçları dağınık ..       Hatırlayacaksınız..       Hala unutmamışsınız..Gülümseme oturacak dudaklarınıza..      Sonbahar değilse bile bir kuru yaprağın savrulmasını bekleyeceksiniz evinizin penceresinde..      Ayrı dünyalara düşmüş olmanın hüznü saracak sizi..      Gözünüz dayanamıyacak yine..      ...

Küçük Prens ve gülü..

   Böyle bir bahar sabahı nasılsa eski günlere uzanarak çıkmıştın karşıma..Hafiften yanına yaklaşıp merhaba demiştim yine içten..Sen hayretine bakışlarını katmıştın..Merhaba...    Her zamanki gibi soğuktu merhaban...Ben yine yanmıştım..O soluk teninde bir kırmızılık çıkmıştı ortaya..Sen yine saklanıyordun ..Gördüm çık..    Yine yakalanmıştın..Gözlerini kaçırdın..Rüzgara verdin kendini..Hafif bir sallanış...     Ben gezegenimin gülünü böyle görmüştüm yıllar önce..     Hoş geldin bahar...Hoş geldin bahar çiçekleri..     Acaba nasıl şimdi gülüm ?..Koyun yedimi acaba onu ?..Ya da bir rüzgardan kıskanılıp kurudu mu ?     Her bahar böyle düşünürmüydü KÜÇÜK PRENS..?    

GEL ....

Bir yağmur ol gel .. Damlaları sen dolu olsun, Susuzluğumu gidersin yıllarım.. Bir akşam güneşinin kızıllığı ol gel. Gözlerimi kıpkırmızı yapsın, Ağlamanın ötesinde bir kızıllık yaşasın gözlerim .. Bir anı ol gel.. Gecelerimin işkencesinde açsın gözlerini, Uyanmaktan korkmasın yüreğim.. Bir ses ol gel.. Zindanların en derininde duyulan, Fısıltısında uyumayı öğrensin düşlerim... Bir ağrı ol gel.. Belimde hissedeyim kırılan zincirlerin şakırtısında , Kırılmasın dik durmayı öğrensin onurum.. Bir rüzgar ol gel.. Düşmanımın kılıcında uzanan ölümün sessizliğinde, Bağrını serinliğine açsın ölümüm.. Ali Şahin AYDIN..