Kayıtlar

Küçük Prens ve gülü..

   Böyle bir bahar sabahı nasılsa eski günlere uzanarak çıkmıştın karşıma..Hafiften yanına yaklaşıp merhaba demiştim yine içten..Sen hayretine bakışlarını katmıştın..Merhaba...    Her zamanki gibi soğuktu merhaban...Ben yine yanmıştım..O soluk teninde bir kırmızılık çıkmıştı ortaya..Sen yine saklanıyordun ..Gördüm çık..    Yine yakalanmıştın..Gözlerini kaçırdın..Rüzgara verdin kendini..Hafif bir sallanış...     Ben gezegenimin gülünü böyle görmüştüm yıllar önce..     Hoş geldin bahar...Hoş geldin bahar çiçekleri..     Acaba nasıl şimdi gülüm ?..Koyun yedimi acaba onu ?..Ya da bir rüzgardan kıskanılıp kurudu mu ?     Her bahar böyle düşünürmüydü KÜÇÜK PRENS..?    

GEL ....

Bir yağmur ol gel .. Damlaları sen dolu olsun, Susuzluğumu gidersin yıllarım.. Bir akşam güneşinin kızıllığı ol gel. Gözlerimi kıpkırmızı yapsın, Ağlamanın ötesinde bir kızıllık yaşasın gözlerim .. Bir anı ol gel.. Gecelerimin işkencesinde açsın gözlerini, Uyanmaktan korkmasın yüreğim.. Bir ses ol gel.. Zindanların en derininde duyulan, Fısıltısında uyumayı öğrensin düşlerim... Bir ağrı ol gel.. Belimde hissedeyim kırılan zincirlerin şakırtısında , Kırılmasın dik durmayı öğrensin onurum.. Bir rüzgar ol gel.. Düşmanımın kılıcında uzanan ölümün sessizliğinde, Bağrını serinliğine açsın ölümüm.. Ali Şahin AYDIN..  

ÇOK YAŞA......

   Sabahları güneşi görene dek uyanamam. Güneşi gördüğümde defalarca hapşırırım.Adet işte.!! İnsan hapşırınca saniyenin bilmem kaçta kaçı kadar bir zaman bütün organları dururmuş.Beyin ölümünde bile durmayan organlarımız olduğuna göre bu duruş ciddi..    Bu yüzden insanlar hapşırdığında onlara çok yaşa deriz.Bilerek ya da bilmeden söyleriz .Çok yaşa...    O yüzden öyle bir duygudur bu hapşırmak.Bir an için herşey durur.En iyi yaşayanlarımızın bile çok kısa bir zaman diliminde mutlu olduğunu düşünürsek.Açık kapalı yaralarınızın acısı ,kaşıntısı,beyninizin izin verip vermediği bütün sıkıntılar her şey yok..    Geçmişin çok derinliklerinde ağzım burnum yaralı , arkadaşlarım gelmiş .O gün en komik ne varsa yanlarına almışlar ,ceplerini doldurmuşlar.Ortalığa döküyorlar bütün muzurlukları gülüyoruz.Hem de öyle böyle değil , güldükçe  gülüyoruz.Gülünce benim yaralarım kanıyor , canım yanıyor. Gülmenin de insanın yaralarını acıttığını o gün ö...

KÜFEMİN İÇİNDEKİLER

      Aradan yıllar geçti.Her zaman sırtımda taşıdığım küfemi kucağıma aldım yeniden.Kamburum çıktı.Batıyor artık herşey. Küfemin en dip yerlerinde çürümeye yüz tutmuş ama hala biraz nemli ilk yüklerime baktığımda,taze kır çiçeklerinden oluşmuş demetler dolusu artık hatırlanmayacak kadar verilmiş sözler,bakışlar ve yürekler dolusu laf kalabalığı..      Böyleydi o zamanlar herşey güzeldi .Bütün sözler ,duruşlar balkabağından yapılmış yük arabalarıma doluşurdu. Sonra küfeme yerleştirdim onları.Güllere benzeyen anılar kurudu önce,bakışlar parlaklığını kaybetti karanfiller gibi ,sözler değişti ıslandı kır çiçeklerine benzeyerek suyu çıktı sırtımı ıslatarak.    Küfenin kendisi de bıraktı dik durmayı,yamruldu ,yumruldu hayatın tekmelerinden.Güllerin dikenleri her kar yağışında ,her yağmurda,her ıslıklı rüzgarda ,her otobüste,her şehirler arası yolculukta kendini hatırlatarak battı sırtıma.Zevk aldım .Balkabağını taşıyan hayvanların kamçı zevki gibi ze...

Kendine iyi bak

     Tanıdığımda bir üniversitenin mühendislik fakültesinin maden bölümünde okuyordu.Çok yakın olmasa bile iyi bir arkadaşlığımız ,çok sayıda ortak yakın arkadaşlarımız vardı.Zor günlerin yaşandığı o günler.Onunla bekar evlerinde bir kaç gece dostlarla birlikte olduğumuz ,aynı odaları paylaştığımız ,yurtlarda aynı odalarda yattığımız günler olmuştu.     Bir gece gittikleri  bir bekar evinde tanıdıkları bir arkadaşlarının onların isimlerini vermesi sonucu içeri alındıklarını duyduk .Sonra uzaktan haberler , karakoldalar,emniyetteler , mamaktalar  vs.. son...     Pek konuşulmazdı gidenler hakkında ,unutulmazlardı ama konuşulmazdı.Gammazcı çoktu aramızda ,hemen sende gidiverirdin ,götürüverirlerdi.     Yıllar sonra karşılaştık iyi bir hoşbeş için bir lokalin kıyıda köşede kalmış bir masasında  anlattı.      Bir kaç yıl olmuştu çıkalı ,daha evlenmemişti anlattığında.Şimdi boyu kadar çocukları var.     ...

Herkesin teğetleri vardır.

    Bir öğleden sonradır.Gezmek için vaktiniz olmaz ya,vardır.Bir yerlerde oturmaya bile gönüllenmişsinizdir. Eski bir okul arkadaşınıza rastlarsınız.Yıllarınız aynı sırada  ya da arkalı önlü yakın geçmiştir.Konuşmaya başlarsınız oradan,şuradan,buradan.     Derken o günler konuşulmaya başlanır.Önce sınıfın, okulun bilindik simaları konu olur. Sonra o bir isim söyler siz hatırlamazsınız,siz söylersiniz o hatırlamaz.      Israr etmeğe başlarsınız hatırlatmak için üstündekileri bile söylersiniz,kazak renklerini,gömlekleri,çantaları,ne yediğini, nerede oturduğunu filan.Yok,hatırlamaz.      Onun söylediklerini de siz hatırlamazsınız.      O tanıyamadığınızla ilgili bir dolu hikaye,anı anlatır.Yok,öyle biri yok kafanızda.      Eve gelince varsa resimleri çıkartırsınız dolaptan.      Anlattığına benzer bir kişi omuzunuzun üstünden size bakıyor.Ya da kalabalık bir fotoğrafta sizin dur...

Bu gün çok güzel bir gün

   Sabah kalktım kar yağıyor.Karın hep yaptığı gibi Ankara' yı dağıtacağı bir gün olacak belli.Dışarı çıkar çıkmaz ortalığın nasıl karıştığını anlıyorum.Merdivenleri nefes nefese çıkıyoruz.Cadde ana baba günü.    Ankara eskiden böyle olmazdı.Kargaşa olurdu da ,böyle hunharca hareketlerle insanların birbirini kırması olmazdı.Öndeki aracın sürücüsünü sizle aynı zekada biri olarak görürdü çoğu kimse,herkesi aptal  değil. İnsanlar bir sevecenlik taşırlardı.Yanlarında,ceplerinde bol miktarda hoşgörü vardı.Hep bolca dağıtırlardı. Ufak tefek hatalar görülmezdi.Beyefendiler,hanım efendiler çoğunluktaydı.Çocukluğumuzda kızak yoktu.Merdivene binerdik.Ailecek kayardık merdivenle.Kar yağdığı zaman büyüklerde çocuklaşırdı.Evde durmazdı kimse.   Yüksek yerlere araçlar çıkamazdı.Kızılay'dan,Ulus'tan, işyerlerinden,okuldan herkes yürürdü evlere. Yürürken çoğu kez bir şarkı,bir türkü mırıldanırlardı.İçlerinden söylediklerini sanırlardı ama siz duyardınız yanlarınd...